29 Eylül 2015 Salı

Disney Ve Çizgi Film Dünyasına Bakış

Minik bir farenin hikayesiyle başlayan,lisanslı ürünleri,sinema filmleri ve izlenme oranı 12 milyon kişiye ulaşan televizyon kanalıyla The Walt Disney Company'nin yenilikleri ve amaçladıkları hakkında bilgilendiğim bir toplantıdaydım geçtiğimiz haftalarda.Çocukluğumdan beri ailemizde tartışmasız kabul görmüş,sevgiyle andığımız ağzından çıkan her bir kelimeyi zihnimize özenle işlediğimiz sevgili Üstün Dökmen'in katılımıyla fazlasıyla keyif aldığım bir ortamdı.
Çizgi filmler ve çocuklar üzerindeki etkilerini uzmanlara bırakıp kendi fikirlerimi aktarmak istiyorum öncelikle.



''Çocuğuma kaç yaşından itibaren çizgi film izlettirmeliyim?'' 
Bu soru üzerinden gidelim.Ben bu sorunun cevabından çok sorunun tartışılması gerektiği kanısındayım.Size bu soruyu sorduran nedir? Çizgi film sizce nedir? Amaçladığı nedir? 
Bu öyle bir soru ki,''Çocuğumu ne zaman ek gıdaya geçirmeliyim?'', ''Ona ne tarz kitaplar okumalıyım?'',''Okula ne zaman başlamalı?'' vs gibi uzayıp giden sorulardan çok farklı.Öncelikle çizgi filmin amacı nedir? kendinizden yola çıkarak yanıtlayın bu soruyu.
Çocukluğumda tanıştığım enfes bir dünya benim için.Çoğumuzun hayatında başka bir yeri olan jenerasyona göre değişiklik gösteren çizgi filmler benim için ödevlerin bitmesi,dinlenme zamanı ve mutfaktan gelen kek kokusu eşliğinde huzur bulduğum anılarımın kahramanlarından biri.

Eğitici değil asla! Eğlendirici...
Şöyle bir birikimim yok mesela ''Bu çizgi film bana şöyle bir hayat görüşü kazandırmıştır...''
Konuya böyle bakıp biraz daha sakin kalmakta fayda var.Çizgi film üzerine şehir efsaneleri kol geziyor.İzlemek üzere seçtiğiniz çizgi filmlerin bunda fazlasıyla katkısı var.Öyle şeylere denk geliyorum ki bir çocuğun anlamasının imkanı olmayan,görsel olarak içi boş,siyasi içeriklere sahip ve tamamen beyin yıkamaya odaklı.Kimileri ise korkunç animasyonu,kulak tırmalayıcı seslendirmesi ile son derece itici.
Bade henüz bir çizgifilmi baştan sona kadar eğlenerek izleyebilecek yaşta değil.Ayrıca bu süreçte ekran karşısına geçip çizgi film izlemekten öte keyif alacağı pek çok şey mevcut onun için.Tahmin edersiniz ki yaşamının ilk üç senesi tamamen keşfe ve öğrenmeye odaklı.Birlikte koltuğa uzanıp izleyeceğimiz eğlenceli çizgi filmler olacak ve aynı anda kahkahalara boğulacağız,belki de ''Hiç komik değil anne! diye beni eleştirecek kim bilir...

Sevgili Üstün Dökmen diyor ki;
Külkedisi,Pamuk Prenses vs bu tarz masallar batının 1500 yıl önceki kültürü.Çoğunlukla içerik sadaka zihniyeti.Kötülüğe-iyilik,sonucu iyilik.İyiliğe kötülük-sonucu kötülük.Ne verirsen onu alırsın mantığı.
Çizgifilmler zararsızdır ancak yeterince yararlı değildir.Çocuklara mesaj verme yönteminin modası geçti.
Doğru iletişim;
Yüz yüze ilişki gerektirir.Aynı zamanda olduğu gibi kabullenmek yerine sorgulamak gerekir.Bütün bunlar televizyon ekranından sağlanmaz.Tüm ruhsal hastalıklar insanlar arası ortamlarda olur.Bunların tedaviside yine insanlar arası iletişimle olur.
İnsanlar her bir bilgiyi ayrı klasörler ve o klasörleri bir türlü birleştiremez.Bilgiyi birleştirmeye engel olan şeylerden biri ise ekrandır.
Disney'in amacı güzel.Ekip olmak öğretiliyor.Fakat ekip olmak izleyerek olmaz.Çocuk arkadaşlarıyla ekip&takım olur.Bunlar yaşayarak öğrenilir.
Masallarda,romanlarda ve filmlerde verilen ahlaki mesajlar reel değildir.Ahlak öğrenilmez,keşfedilir.
Çizgi filmler iyi niyetlidir ancak fazla eski dilliler...
Bir çizgi filmin sadece tercüme edilmesi yetmez aynı zamanda çok iyi adapte edilmesi gerekir.
Bizim ülkemizde bu zamana kadar sadece ''Susam Sokağı'' Türk kültürüne adapte edilmiş ve 8 psikolog üzerinde aylarca çalışmıştır.
Günümüzde yöntemler eskidir ve ezberci kültüre dayalıdır.''Cesur ve Kibar ol!'' 



Bence çocuğunun ruhsal ve zihinsel gelişimine önem veren ebeveynler,çocuklarına çizgi film izlerken eşlik etmeli ve izledikleri filmin eğlenerek kritiğini yapmalı! Gerektiği durumlarda da ondan önce izlemeli.
Bizim evimizde pazar günleri kahvaltı öncesi çizgi film izlenir.(Yaş 31-35) Çocukluğumuzdan beri değişmeyen gerçeğimizdir.Sürekli olarak çizgi film hakkında teknik bilgiler toplamaya çalışmak yerine eğlenmeyi deneyin derim! Ve tercihlerinize dikkat edin! Ajitasyondan,şiddetten ve çocuğa on beden büyük gelecek absürt diyaloglu filmlerden uzak durmanız yeterli! Bu anlamda kendini uzun yıllardır ispat etmiş ve gönlümüzde taht kurmuş filmlere imzasını atmış Disney gibi markalar varken bu çok zor değil!
Sevgiyle...


2 Mart 2015 Pazartesi

Natali'nin Gebelik Güncesi 22.Hafta


Bu hafta ne kadar ağır,ateşli ve gaz sancılı geçse de karnımın daha belirginleşmesi beni çok mutlu ediyor. Beş günlük grip serüvenim bitti.Bu süreçte en büyük korkum yüksek ateşin bebeğe zarar vermesiydi neyse ki doktor kontolünde atlattım.Bu durumlar için tek tavsiyem sakın internetten makale okumayın! İnternet çoğu zaman maalesef  bilgi çöplüğü çünkü. Arayın doktorunuzu,en doğru bilgiyi alırsınız zaten.Uygun tedaviyle atlatmanız kolay oluyor.Gaz sancısı bu hafta bana doğum sancısı tecrübesi yaşattı diyebilirim. Evin içinde bas bas bağırırken rezene çayı mucizesi ile tanıştım ve hayatımı kurtardı. Yorgun hasta keyifsiz bir hafta geçirdim belki ama  annem,anneannem ve eşim sayesinde çabuk atlattım.Tabi onlara da bulaştırdım,ee ne derler grip eve girdi mi zor çıkarmış.Sizlere tavsiyem mümkün olduğunca milletçe çok meraklıyız sarılmaya öpüşmeye ama yapmayın! Hamileyim deyip geri çekildiğinizde kimsenin size darılıp küseceğini sanmıyorum. Zaten havalar çok kötü kendimizi koruyalım hanımlar!    Bu hafta göbeğimin değişikliğine ayak uydurmak için neredeyse 10 senelik olan göbek pearcingime üzülerek veda ettim. Yerinde kocaman bir boşluk oldu. Bazı kadınlar 9. aya kadar çıkarmıyorlarmış ama erken gerildi benim göbeğim ve yırtılmasını beklemiyim dedim :) Hiç alışamadım ama havada bulut Natali pearcingini unut :)    Yasak kelimesi ne kadar rahatsız edici oluyor değil mi hamileyken.Doktorun bana yasakladığı herşey ne kadar ulaşılmaz cezbedici geliyor anlatamam. Televizyon reklamlarında eskiden beri yiyecek gösterilmesine karşı olan biriydim şimdi neredeyse rtüke şikayet edicek kıvama geldim. Gecenin bir yarısı ağzımın suyunun akmasına sebep olan reklamları kınıyorum. Canımın çektiği şeyleri yazmıyım zaten yasak listesi hepimizde aynı gibi gibi. Ama şunu söyliyim resmen şartlanmış gibiyim yiyemediğim şeyler ekrana çıktığında ya da adını duyduğumda ağzımın suyuna sahip çıkamıyorum :)) Pavlov'un köpeğini hatırlarsınız o arkadaşı şimdi anlıyorum. :))) Arada kaçamaklarım oluyor yalan söylemicem!Ooh afiyet olsun hamileyim hakkımdır yerim:)    Ben iyisiyle kötüsüyle bir haftamı daha bitiriyorum bu hafta erkek annesi olarak daha kafam karışık daha endişeliyim. Çocuğuma ilk öğreteceğim şey insanları sevmek olacak.Kadın-erkek ayırt etmeden insanlara insan gibi davranmayı öğreteceğim. İyi birey yetiştirmek bizlerin elinde temeli sağlam atarsak hani o çevre dediğimiz "yanlış bireyler" bile yolundan saptıramaz.İyi insanlarla karşılaşmanız dileğiyle... 
 Sevgiler Natali

17 Şubat 2015 Salı

Et-Kemik Suyu Yapımı

Bugün ilk defa kemik suyu yaptım.Yapması zor değil ancak biraz vakit alıyor.Kasaptan dana kemik aldım (iki parça)
Kemik suyu yapımı için evde büyük bir tencere olmalı! Benim olmadığı için 2 ayrı tencerede hazırladım.
Öncelikle kemikleri soğuk suda bekletiyoruz.(5-10dk)
Ardından tencereye koyup kemiklerin çok hafif üzerine geçecek kadar soğuk su ekliyoruz.Yaklaşık 1 saat kadar kaynatıyoruz.Üzeri (yeşilimsi renkte) köpüklenmeye başladığında süzgeçle köpükleri alıyoruz.Ben çay süzgeciyle tencerenin içinden temizledim.Ardından kemiğin içindeki ilikleri bıçak yardımıyla alıyoruz ve iliğini aldığımız kemikleri sudan çıkarıyoruz.



İçinden çıkardığımız ilikleri yine çay süzgeçi yardımıyla sudan alıp büyük süzgecin içine koyuyor daha sonra minik süzgeç yardımıyla eziyoruz.




15 dakika daha kaynatıp tencerenin altını kapatıyoruz.Yaklaşık 2 saat sonra soğumuş et suyunu buzluk poşetine doldurup buzluğa koyuyoruz.Ben cook marka buz poşeti kullandım.Kemik suyunu poşete doldurmak için huni kullandım.Bu arada 10 poşetten 5'i patladı (!) 2 paket almakta fayda var.Ya da hiç bu tarz bir poşetle uğraşmadan kağıt bardaklara da doldurabilirsiniz.Ben yer tasarrufu yapmak zorunda olduğum için böyle bir yöntemi daha mantıklı buldum.



Hazır kemik suyum elimin altındayken Gurme Bebek tarifiyle brokoli çorbası yaptım.2 büyük kase içti Bade.Ve son kaşıkta ısrar yoktu! Yani 3.ye açıktı :) Mutlaka denemelisiniz!


Gurme Bebek-Kemik Suyu ile Brokoli Çorbası Yapımı ;


*Brokoli
*Tereyağı
*1 orta boy soğan
*1 orta boy havuç
*1diş sarımsak
*1 yemek kaşığı bulgur
*Kemik suyu
*Normal su
*Tuz (isteğe bağlı) (1 tatlı kaşığı koydum)
*Soğan, sarımsak, havuç, rendelenip tereyağında pembeleştirilir, ardından yıkanıp doğranmış brokoli eklenip 1-2 kez karıştırılır. Kemik suyu, normal su, tuz, bulgur, eklenip pişirilir. Pişen çorba blenderdan geçirilir.
*Kasabınızdan alacağınız kemiklere bir bedel ödemeyeceğinizi belirtmek isterim...




11 Şubat 2015 Çarşamba

Natali'nin Hamilelik Güncesi 21.Hafta

Hamile olduğumu öğrendiğim andan doğuma kadar geçen sürede bir çoğunuz gibi benimde en çok okuduğum şeyler hamilelik günlükleriydi.Google'a 20.hafta yazar aynı haftada olan diğer hamilelerin neler yaşadıklarından söz ettikleri günlüklerini okurdum sık sık.Hamilelik çok enteresan bir süreç.Bir sürpriz yumurta var içinizde ve ha deyince göremiyorsunuz,biriktirdiğiniz tüm doğrular ve deneyimleriniz bu anlamda mantık yürütmeye yetmiyor.Bir yandan çok kişiye özel bir yandan da herkesin yaşadığı,zaman zaman farklılıklar gösteren ama çoğu zaman duygusal olarak hepimizin aynı yollardan geçtiği olağanüstü bir yolculuk!
Önce düğün ardından hamilelik heyecanına bire bir ortak olduğum,henüz yüz yüze tanışamadığım ama çok sevdiğim arkadaşım Natali,bundan sonra giydiranne.com da düzenli olarak hamilelik günlüğünü paylaşıyor olacak! 
*Bu günlüğü okumakta olan sevgili anne adayı,sana sesleniyorum;Her ne olursa olsun hamileliğin tadını çıkarmaya çalış! :) 





Merhaba 21. hafta!
Aslında 22 demeliyim çünkü bir hafta önden koşturuyor benim ki...
Bu haftaki en önemli ve heyecanlı anım detaylı ultrasonda minik bebeğimle karşılaşmak oldu.Daha önceki ultrasonlardan ne kadar farklıymış,en ince detayına kadar minicik atan kalbini görmek! Tabi bunu görebilmek için tam üç saat yürüyüş yapmak zorunda kalmak :)
Normalde kıpır kıpır olan bebeğim inat etti ve pozisyonunu değiştirmedi üç saatin sonunda yoğun yalvarmalarım sonucunda sesimi duydu da acıdı bana diye tahmin ediyorum.Herşeyini detaylı inceleyebildiler. Hamileliğimin başından beri ‘'kız,kız,kız..!''diye çıldırırken o bana benzeyen burnu ve dudakları görünce ilk lafım ''ben oğluma aşık oldum'' oldu.
Bu arada yine bu hafta ilk ‘annelik’ endişesini yaşadım. 
Doktor; ’'Bebeğin böbreklerinde büyüme var’’ dediğinde,bir an başımdan aşağıya kaynar sular döküldü sandım.Neyse ki erkek bebeklerin genelinde bu problemin yaşandığını,doğduktan sonra kontrol altına alınabileceğini detaylı bir şekilde anlattı ve rahatladım. 
Kendinize ve bebeğinize iyilik yapmak istiyorsanız sizi rahatlatan herşeyi detaylı anlatan ve gülümseyen bir doktor seçin.Bence kadın doğum uzmanları aynı zamanda birer psikolog olmalılar,biz hamilelerin halet-i ruhiyeleri çok değişken oluyor çünkü…
En ufak olumsuz bir laf bize aşılamayacak koca bir dağ gibi gözüküyor. 
Bu hafta hamileliğimin en zevkli haftası galiba tekmeler kendimi adeta bir kum torbası gibi hissetmeme sebep oluyor. 24 saat tekmelesin istiyorum. Eşim de ilk kez çok kuvvetli bir tekmeyi hissetti ve şaşkınlığı,sevinci görülmeye değerdi. Hala karnım tam olarak şişmediği için rahat hareket edebiliyorum ama bunun uzun sürmeyeceğinin farkıdayım..
21. hafta bana çok iyi geldi,detaylı ultrason fotoğrafını salonun baş köşesine koyduk görmemişin oğlu olmuş misali bakıp bakıp duruyoruz. 
Aslında şaşkınım vaktin bu kadar çabuk geçmesine,test yapıp daha dört haftalıkken erkenden doktora koştuğum gün daha dün gibi. Hamilelik böyle bir şey hem vakit çabuk geçsin istiyorsunuz hem daha çok az şey biliyorum öğrenmeliyim zaman ağır ol henüz erken diyorsunuz.Heyecandan kafalar karışık yarı bilinçli yarı bilinçsiz yolu yarıladık.
Bakalım bundan sonra bizi neler bekliyor…
Sevgiler,
Natali




29 Ocak 2015 Perşembe

'Ezo ile Teo Bale Öğreniyor'

Geçtiğimiz aylarda Tan Sağtürk Akademi'de sevgili Hassas Anne Ece'nin öncülüğünde
Edu Kids&Tan Sağtürk iş birliğiyle piyasaya çıkan 'Ezo ile Teo Bale Öğreniyor' Bale Kartlarının tanıtım toplantısındaydık.






Hali hazırda pek çok yerde satışta olan kartların ne kadar güzel olduğundan uzun uzadıya bahsetmeyeceğim.Aldığınızda ne kadar müthiş ve özenilerek hazırlandığına zaten şahit olacaksınız.Benim burda bahsetmek istediğim konu sevgili Tan Sağtürk'ün mesleğinin zorluklarından ya da keyifli taraflarından söz ederken gözlerinin nasıl parladığı...



1999 yılında Tan Sağtürk Bale ve Dans Eğitim Merkezini kurarak aldığı eğitimi genç nesillere aktarmayı hedeflemiş ve bu anlamda Türkiye'de ilklere imza atmış bir isim Tan Sağtürk. Bale ve Dans eğitimine müzik,tiyatro,çağdaş sirk sanatları,fotoğrafçılık,bilinç ve farkındalık gibi branşları da ekleyerek Türkiye'de 12 yeni şube açmış,İstanbulda bulunan 9 şubesine ek olarak,Trabzon'da 1,İzmir'de 2 şubenin yanı sıra;
Ankara,İzmit,Adapazarı,Samsun,Gaziantep,Mardin,Kayseri,Diyarbakır,Kıbrıs,Kahramanmaraş ve Elbistan gibi Anadolu'daki bir çok sanat okuluna destek vermeye devam ediyor... Kendisi aynı zamanda Fransa'da 'Ömür Boyu Kontrat'a hak kazanan 15 dansçıdan biri.
İşine böylesine tutkuyla bağlı bir sanatçının çocuklar için nasıl projelere imza attığını ve çabasını hepimiz biliyoruz.


Edu Kids ise çocuklar için eğlenceli bir o kadarda eğitici oyun kartları hazırlıyor.Kartlar konularında uzman pedagog ve eğitimcilerden destek alınarak tasarlanıyor.Tasarım aşamasında konusuyla fazla karmaşık olmaması,çocuğun ister tek başına ister arkadaşlarıyla birlikte grup halinde rahatlıkla oynayabileceği,hafif ve kolay toplanabilir ürünler olmasına özen gösteriliyor.
Tan Sağtürk ve Edu Kids buluşması ise çok uzun çalışmalar ve araştırmalar sonucu gerçekleşmiş.Bale kartlarının üzerinde Bale hareketleri tek tek resmedilmiş.
Çizimler Esra İlter Demirbilek 'e ait.Kendisi bu çalışmadan sonra Bale hakkında epey bilgilendiğini söylüyor.



Bale sanat dalları arasında en fazla disiplin ve her anlamda yoğun çaba gerektiren bir bölüm.
İlkokul dönemimde sınıfımıza dalıp patates seçer gibi öğrenci toplayan Bale öğretmenimiz sırf gövdem kısa bacaklarım uzun diye benim isteyip istemediğimi bile sormadan ailemle görüşüp dans grubuna almıştı.Tek güzel yanı derslerden kaytarıyor oluşumdu.Onun dışında her gün acıyan parmak uçlarım,bacaklarım ve zorlandığımı bir türlü anlatamamaktan kaynaklı sıkıntılarım yüzünden uzun zaman Bale hakkında konuşmamış ilerde bir çocuğum olursa Bale yapmasını engelleyeceğim'e kadar getirmiştim olayı.Ta ki bunu Tan hocaya anlatıp onun müthiş bakış açısına ve yorumlamasına tanık olana kadar.Sanıyorum o dönem 'Ezo ve Teo' olsaydı hayatımda,yaşadığım o ince sızılar yerine daha keyifli bir süreç yaşabilirdim.
Etrafımda çocuğunun Bale eğitimi almasını isteyen o kadar çok ebeveyn var ki,bu yazıyı özellikle onlar için paylaşmak istedim.'Ezo ile Teo Bale Öğreniyor' Bale Kartları'nın yazar geliri,bana da konservatuvarda okuduğum dönem maddi destek sağlamış çok değerli bir vakıf olan,Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na bağışlanmıştır.




http://tansagturkakademi.com
http://edukids.com.tr/ezo-ile-teo-bale-ogreniyor.html
http://www.tegv.org


26 Ocak 2015 Pazartesi

Cevahir'de Şipşak Dünya Turu ve Fun Lab Coşkusu

Yaklaşık 1 ay süren hastalığı yüzünden eve hapsolmuş Bade kuşla birlikte cumartesi günü Cevahir AVM'deydik.Çok sevdiğim blog yazarları ve çocuklarıyla birlikte keyifli bir gün geçirdik.



Eğlenceye 'Cevahir'de Şipşak Dünya Turu' ile giriş yaptık.Girer girmez ilk koştuğu yer 'Paris'te Sanat' köşesi oldu.Mona Lisa portresini renklendirdiler.






Ardından İtalya köşesinde oyun hamurundan pizza,





Brezilya köşesinde Samba yapıldı :)




İstanbul'da balıklar tutuldu,




İngiltere'de futbol oynadılar ve Mısır Piramitleri'nin içine girip film izlediler.Hani alışveriş merkezlerinde çocukların peşinden koşarken helak olur,kimi zaman onun ne kadar mutlu olduğuyla bile ilgilenemez 'dur çocuğum,koşma yavrum ay aman dikkat!' diye yer bitiririz ya kendimizi,burda öyle bir durum yok.Güler yüzlü ablalar var her konuda yardımcı olan,tehlikelerden uzak keyifli bir ortam.Hatta biz genelde çocuklu buluşmalarda iki çift laf edemez bir selamı zor veririz birbirimize ama orda gayet güzel sohbet ettik pozumuzu da verdik! :) Canım Umutsuz İş Kadını Güldem ile...




Şipşak Dünya Turu'nun ardından yemek molası için en üst kata OKAFE 'ye çıktık.Sanırım alışveriş merkezlerinde bulunan işletmeler arasında en zengin menüye sahip restaurant...
Çocuklar için 'Penne Üzeri Et Döner' harika bir alternatif! OKAFE'de enerji depolayıp yine en alt kata Avrupa'nın en büyük temalı kapalı alan eğlence kompleksi Fun Lab Eğlence Dünyası'na girdik.Yanımda Bade'yi bırakacak biri olsa saatlerce kalırdım orda :) Hatta Babası bizimle birlikte olsa çaktırmadan yanımızdan kaybolur çılgınlar gibi eğlenirdi muhtemelen.Eve döndüğümüzde öyle bir anlattım ki ertesi gün tekrar gitmeye karar verdik! 
Şubat tatilinde şehirden ayrılamayanlar için çocuklarla birlikte harika bir hafta sonu geçirme garantisi var Cevahir Avm de! 

NOT:Şipşak Dünya Turu'na 24 Ocak-8 Şubat tarihleri arasında Avm'den yapacağınız 50 tl'lik alışveriş&yemek fişinizle katılabilirsiniz.












22 Ocak 2015 Perşembe

Yaappaa-El Yapımı Bebek Patikleri

Bade'nin ilk adım patikleri Yaappaa ile tanıştırmak istiyorum sizi. Geçen yıl İBS fuarda slingde uyuyan Bade ile gezintideyken Minineos standını görür görmez sevinçle oraya uçtuğum doğrudur!Uçma sebebimse masanın üzerinde duran olağan üstü renkte şık deri patiklerdi. Henüz ayakkabı konusunda pek fikir sahibi değildim tek bildiğim ilk adımlama dönemlerinde çıplak ayak gezmesi,gerektiği durumlarda ise bükülebilen sağlıklı gerçek deri patikler giymesiydi.Yaappaa'nın bizde yeri ayrı ilk adımlama videosunda minicik ayaklarında onlar var!  




Yaappaa markasının kurucusu ve tasarımcısı sevgili Deniz Keser ile mini bir röportaj yaptık.




Deniz Keser/Yaappaa TASARIMCI 

-Ben İstanbul’da doğup büyümüş,bir eğitim tamamlamış ardından 10 yıllık iş hayatından sonra 2008 yılında tekrar üniversite sınavına girerek İstanbul Aydın Üniversitesi-Ayakkabı Tasarımı bölümünü kazanmış ve tekrar okul macerasına başlamış, mezun olduktan sonra da bebek patiği tasarımcısı olmayı tercih etmiş birisiyim.


- Yaappaa nasıl ortaya çıktı?

2010 yılında Ayakkabı Tasarımı eğitimimi tamamladıktan sonra önceleri kadın modelleri tasarlamayı planlıyordum ama bir türlü emin olup harekete geçemedim.. Keyifli olsun istiyordum, bir gün kuzenimin bebeğine hediye ararken renkler, şekiller o kadar keyifli geldi ki neden bebek patiği olmasın diyerek  bu maceraya başlamış oldum..



Üretim aşamaları;


Üretimde bütün aşamalar çok zevkli bu işte önce kafamda modellere karar veriyorum, sonra kağıda aktarıyorum ve ardından en zevkli ve heyecanlı yanı olan renk, malzeme ve aksesuar seçme süreci başlıyor, bunlar da belirlendikten sonra üretime geçiyoruz, bu sefer de merak hasıl oluyor ‘’hayal ettiğim gibi çıkacak mı?’’ ve evet hep hayal ettiğim gibi çıkıyor hatta bazı modeller hayal ettiğimden daha da güzel gözüküyorlar gözüme.. 



-Markanın 2015 hedefleri;
Daha fazla kitlelere ulaşıp, sağlığı ve rahatlığı ön planda tuttuğumuz patiklerimizi daha fazla  bebeğin giymesini sağlamak ve bu sayede çok daha fazla modele imza atmak..

-Satış Noktaları;
Zet.com’da zet.com/tasarimci/yaappaa adında bir dükkanım var, bunun dışında prettyruffle.com , ,minineos.com , kikimomo.com , boniqo.com , renklizebra.com , o-bebek.com  olarak 6 ayrı internet sitesinde ve İstanbul Çengelköy’de Pretty Ruffle showroom’u,  İzmir’de Denizin Dolabı ve Adana’da Candy Queen mağazalarında ürünlerimiz satılmaktadır..

instagram'da Yaappaa http://instagram.com/yaappaa

10 Ocak 2015 Cumartesi

Pal Oyuncak-Event

Geçtiğimiz haftalarda Kidsnook Kitabevinde,Psikolog ve Oyun Terapisti Ezgi Ökse ve Oya Kalender eşliğinde "PAL Oyuncak" ile buluştuk.Oyuncakların çocuk gelişiminde oynadığı rol ve ebeveyn katılımlı oyunların faydaları hakkında bilgilendik.


Sağlıklı oyuncak seçimi kadar çocukların gelişimine uygun oyuncakların da önemine değinen PAL Oyuncaklar Ürün Müdürü Murat Üstünbaş, çocukların yaşına göre oyuncak tercih edilmesi gerektiğini hatırlattı. Yaş gurubuna göre seçilen oyuncakların, çocukların fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişimini destekleyeceğini belirten Üstünbaş," PAL" olarak 3 yıldır çocuklar için odaklanma, konsantrasyon, parça bütün ve şekil zemin ilişkisi becerilerini geliştirirken; matematiksel düşünme ve problem çözme becerilerinin de artmasını sağlayan oyuncaklar üretiyoruz. Pal oyuncakları,yeni nesil araştıran, okuyan, hangisi daha iyi diye düşünen annelerin de tercihi oldu. Bu yıl 3. yılımızı yeni nesil anneler ve çocukları ile kutladık." dedi. Eğitici oyuncakların çocukların ruhsal, zihinsel, bedensel, gelişimine katkı sağladığını belirten Üstünbaş sözlerini şöyle sürdürdü. "Anneler oyuncak seçerken, oyuncak güvenliği ve çocuk sağlığı kriterlerine uygun olmayan oyun ve oyuncakları, çocuklarınızdan uzak tutmalı. Onların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olan oyuncaklar tercih etmeli.

Sağlıklı oyuncak seçimi kadar çocuklarımızın gelişimine uygun oyuncakların da önemine değinen Murat Üstünbaş, çocukların yaşına göre oyuncak tercih edilmesi gerektiğini vurgularken, yaş gurubuna göre seçilen oyuncakların, çocukların fiziksel,duygusal ve zihinsel gelişimini destekleyeceğini söyledi. Üstünbaş, "Doğru oyuncaklar çocuğunuzun, odaklanma, konsantrasyon, parça bütün ve şekil zemin ilişkisi becerilerini geliştirirken; matematiksel düşünme ve problem çözme becerilerinin de artmasını sağlar." Hafızayı geliştiren oyun ve oyuncaklar çocuğunuzun bilgiyi kopya etme, transfer etme ve uzun-kısa süreli hafıza becerisini geliştirir. Ayrıca müzikli oyuncaklarda hayal gücünü artırır" dedi.Eğitici oyuncaklar çocukların ruhsal, zihinsel, bedensel, gelişimine katkı sunmaktır. Bu bilinçle oyuncak seçerken, Avrupa Birliği oyuncak güvenliği ve çocuk sağlığı kriterlerine uygun olmayan oyun ve oyuncakları, çocuklarınızdan uzak tutun.

 

Akıllı Sorular Akademisi Yeni Nesil Anneleri Bekliyor

Eğitici oyuncaklar ile sektörü yeni bir soluk getiren PAL Oyuncak, 3. yaşında takipçileri için yeni bir içerik yayınladı. İçerisinde akıl oyunları ile alakalı soruların yer aldığı "Akıllı Sorular Akademisi "ne en hızlı cevap veren anneler ve çocukları sürpriz hediyeler kazanıyor. Her yaştan katılımcıya açık olan Akıllı Sorular Akademisi ile isteyen takipçiler de sürpriz hediyeler kazanabilir.

 

 

PAL OYUNCAK- http://www.paloyuncak.com

 

 

31 Aralık 2014 Çarşamba

Röportaj-Mr.Uky

 

2015'in ilk gününde,her bir parçası dönem kokan,nefis koleksiyonlar hazırlayan çok zevkli bir tasarımcı anneyle tanıştırmak istiyorum sizi.

"Ahhh hep kızlar için güzel şeyler tasarlıyorlar" düşüncesini sonlandıracağını düşündüğüm çok özel bir marka Mr Uky!

İnstagram profillerini takip etmenizi öneririm! Kullanıcı isimleri MRUKY #bugünnegiydirsem diye düşünen anneler için kombin detaylarıyla harika bir rehber!

Mr.Uky Tasarımcısı Zeynep Hanımla markayı,hedeflerini ve tasarım sürecini konuştuk.Keyifli okumalar!

 



Merhaba,bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhabalar, ismim Zeynep Akpolat. Mr.Uky’nin annesiyim (Uky hem oğlumun baş harfleri hem de onun markasının adı)

Aslında ben Boğaziçi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Psikoloji çift anadal okudum. 15 sene özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Ama çalışırken hep bir arayış içerisindeydim. Sanat, yaratım süreçlerinin bir şekilde içerisindeydim. Gene çalışırken Yeditepe Üniversitesi’nde Plastik Sanatlar alanında yüksek lisans yaptım ve içimdeki yaratıcılık aşkını resim üzerinden dışa vurmaya başladım.

2012 yılında oğlum doğduktan sonra işler biraz değişti. Annelik tahmin edebildiğimden çok daha yoğun ve zorlu bir süreç olarak çıktı karşıma. Hayatımının her alanını doldurmaya başladı. Tabi resim yapacak zaman falan da kalmadı bana. Ama içimdeki yaratıcılık devam ediyordu, bir şekilde ortaya çıkması gerekiyordu.



Oğlum Kaan 8,5 aylıkken yürümeye; ondan 10 gün sonra da koşmaya başladı… En büyük kabusum ona düğmeli pantolon giydirmek oluyordu. Ancak Kaan büyürken konfor, kalite ve farklılığı bir arada sunabilen ürünler bulmakta güçlük çekmeye başladım, aynı zamanda gördüm ki erkek çocuklar için farklı tasarımlar bulmak neredeyse imkansızdı. Ben de kendim dikmeye karar verdim. Önce Kaan, sonra yakın çevremiz için üretmeye başladım. Bu arada ben hayatımda bir-iki sökük, bir-iki de düğme haricinde birşey dikmemiştim.Zaman içerisindeKaan’ın markası Mr.Uky ortaya çıktı, ben de işimi bırakıp Mr.Uky’yi şirketleştirip, tamamen bu marka üzerinde yoğunlaşmaya başladım.





Tasarımlarını insanlarla buluşturma noktan&noktaların neler?

Marka aslında çok yeni. 2014 Nisan ayında ortaya çıktı. 2014 senesi içerisinde Bebek Şenliği gibi tasarımcıları kucaklayan bir takım etkinliklerde markamı tanıtmaya ve anneler ile buluşturmaya çalıştım. Şu anda bir ajans vasıtası ile 2015 ilkbahar yaz koleksiyonu için İstanbul’daki bazı butik ve mağazalar ile görüşmeler yapıyorum.

Web sayfam üzerinde de yoğun bir çalışmam var. Ocak ayı sonunda www.mruky.com adresinden bana direk ulaşabileceksiniz.

Sosyal medyada da aktif bir şekilde yer almaya çalışıyorum. Instagram hesabım Mr.Uky. Aynı zamanda Bugün Ne Giydirsem? adında bir facebook sayfam var. Kaan’a giydirdiklerimi, Mr.Uky olsun ya da olmasın, paylaşmaya ve diğer anneler ile fikir alışverişi yapmaya çalışıyorum.





Kumaşlarını neye göre seçiyorsun?

Mr.Uky en yüksek kalitede kumaşları, el işçiliği ve Retro tasarımlar ile birleştiren bir erkek çocuk markası. 1-5 yaş grubunu kapsıyor. Çok detaylı bir kumaş seçme sürecim var. Tüm tasarımlarda kendine has karakteri olan, nefes alan, sevilesi kumaşlar kullanılıyorum. Tarz olarak "takımlık kumaş" diye tabir edilen "büyük adam" kumaşlarını seviyorum. Ama onların da çok iyi kalitede, yumuşak, sağlıklı, çocukların giyebileceği ama aynı zamanda benim tasarımlarım ile uygun olanlarını bulmam gerekiyor. Her çocuk annesi için nasıl biricik ise, tasarımların da aynı özelliği yakalaması arzuluyorum. Aslında bu tam bir arayış; modanın üzerinde olmaya çalışıyorum. Kafamdaki mükemmelliğe ulaşabilmek için dünyanın dört bir yanından farklı kumaşlar getirtiyorum. Örneğin Hindistan’dan gelen kumaşlar el baskıcılığının nadide örneklerinden.

Aynı zamanda Mr.Uky’de rahatlık her zaman ön planda, hem annenin hem de çocuğun rahatlığı tabi ki. İçinde özgürce hareket edilebilen, giydirilmesi, çıkartılması kolay, sade tasarımlaryapmaya çalışıyorum. Örneğin bütün pantolonlarımın beli lastikli ama şıklıktan ödün vermemek için önünde düğmeleri ve pat dikişi var.





Koleksiyonu hazırlama sürecinden bahseder misin?


Her koleksiyonu özel bir konsept üzerinden hazırlıyorum. Örneğin 2015 ilkbahar yaz koleksiyonunun teması seyahat.İlhamım ise 1920ler kolonial İngiliz modasının sert ama rahat çizgileri. Pastel renkli, çizgili, desenli ketenler, kotonlar ön planda. 2016 sonbahar kış koleksiyonu ise 1970ler Studio 54 ve Mick Jagger’dan ilham alıyor. Bol paça pantolonlar, kocaman yakalı gömlekler, canlı renkli kadifeler, şal desenler, hatta kürk ceket bile var J

Çizim yapmıyorum ama çok detaylı bir araştırma sürecim oluyor. Çoğunlukla internet üzerinden dönem modasını, kumaşları ve modellerini inceliyorum. Koleksiyonda hangi parçalara yer vermek istediğime karar veriyorum. Sonra da üretim süreci başlıyor. Bu süreçte de en önemli olan kalıpları oturtmak, örneğin bir gömlek yakasını oturtmak 3-4 hafta alabilen bir çalışma. Sonra da diğer önemli aşama kumaşların seçimi geliyor.




Hiç tarzın olmayan sevmediğin çocuk kıyafeti, modeli nedir?

Aslında hiç tarzım olmayan belli bir çocuk kıyafeti yok. Bence önemli olan çocuğun o kıyafet içinde rahat edebilmesi, hareket edebilmesi. Mesela Kaan gibi sürekli hareket eden bir çocuğun üstünde düşük bel pantolon hiç olmuyor

Bir de kıyafet ve tarz seçerken onların çocuk olduklarını unutmamak, çocuksuluklarını yok etmemek gerektiğine inanıyorum. Mesela kız çocuklarında aşırı yapılı, kadınsı saçlar ve makyaj gibi süslemelerden hoşlanmıyorum.


Özel sipariş alıyor musun? Kafandaki stile hiç uymayan birşey sipariş gelse diker misin?

Özel sipariş alıyorum ama gene koleksiyon çerçevesinde. Farklı kumaşlar kullanmak isteyenler olabiliyor. Örneğin özel bir gece için özel bir kumaş ile hazırladığım kıyafetler olabiliyor. Koleksiyonun dışında bir şey dikmekten çok rahat edebileceğimi zannetmiyorum. Zaten kalıplar, kumaşlar tamamen o çerçevede hazırlandığı için iyi bir sonuç çıkacağından da şüphelerim olur.


Bütün bunların dışında vaktin nasıl geçiyor?

Bütün bunların dışında vakit pek kalmıyor aslında Kaan bu sene yuvaya başladı, yarım gün okula gidiyor. Tüm anneler gibi benim de vaktim onun etrafında şekilleniyor. Yuvaya götür, yuvadan al, yedir, uyut, oyna,vb. Arada da iş yap... Tabi durum bu kadar vahim değil. Eşim, annem bana bu süreçte çok yardımcı oluyorlar.


Son olarak 2015 yılında markanı nerede görmek istiyorsun?

2015 senesi içerisinde hedefim Türkiye dışına açılmak. Bu amaçla Şubat ayında Londra’da uluslararası bir fuara katılacağım. Aynı şekilde Temmuz ayında da Londra ve Paris’te katılmak istediğim fuarlar var.

Çok teşekkür ederim. 2015’in herekese mutluluk ve sağlık getirmesini dilerim.


Bu samimi röportaj için ben teşekkür ederim Zeynep.Yolunuz aydınlık olsun!

Ve 2015 şans getirsin!


Giydiranne'de yerli tasarımcılarla ve stil sahibi annelerle söyleşilerimiz devam edecek,takipte kalın!


Sevgiyle...